Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

Yasadışı Göç ve Göçmen Kaçakçılığı İşlemleri

Giriş
     YASA DIŞI GÖÇ VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI İŞLEMLERİ
 
     İnsanların temel güdülerinden bir tanesi de; doğdukları, ait oldukları ve yaşam koşullarına alışık oldukları yerde, vatandaşlık bağı ile bağlı oldukları ülkede yaşama güdüsüdür. Ancak; dünya üzerinde birçok dengenin değişmesi ile özellikle üçüncü dünya ülkelerinde süregelen ciddi ekonomik sıkıntılar, kronik yoksulluk, fırsat yoksunluğu ve buna ek olarak insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan baskıcı otoriter rejimler, sivil savaşlar, genel şiddet eylemleri ve güvensizlik aslında insanları bulundukları ülkeyi terk etmeye zorlayan nedenler arasındadır.  
      Öte yandan, hedef ülkelerdeki sosyal ve ekonomik düzeyin çekiciliği de gözardı edilmemelidir. Dahası, pek çok yasa dışı göçmenin yaşam standartlarının son derece yüksek olduğu, örneğin ABD, Avustralya, Kanada ve Batı Avrupa ülkelerindeki daha iyi yaşam koşullarını arzulamaları ile dünyanın bu bölgelerine göç hareketlerinin başlaması ağırlıkla son 15 yıla damgasını vuran bir gerçek olmuştur.  
       Gelişen iletişim ve ulaşım imkanları ise güvenlikle ilgili yapıları olumsuz yönde ve derinden etkilemiş; bu da daha iyi bir yaşam arzusunda olan korumasız, cahil ya da bilinçsiz insanların hayallerini sömüren ve ciddi miktarda yasa dışı gelir elde eden suç şebekelerince yönetilen sınır aşan suçların doğmasına ve tehlikeli boyutlar kazanmasına sebep olmuştur. 
       Şüphesiz ki bu durum; sınır aşan niteliği ve zararlarıyla, uluslararası işbirliğini mutlak gerekli, küçük ve büyük ayrımı yapılmaksızın ülkeleri birbirlerine daha bağımlı hale getirmiştir. Özellikle; yasa dışı göç ortak paydalı insan kaçakçılığı ve insan ticareti gibi örgütlü suçlar sadece bir veya birkaç ülkenin sınırlarını değil, neredeyse tüm dünyayı faaliyet alanı içine alan bir olguya dönüşmüştür.  
       Yasa dışı göç, özünde, ülkelerin topraklarına girişe ilişkin belirledikleri yöntem ve kurallara uyulmadan, bir başka deyişle sınırların yasa dışı yollarla geçilmesini ifade etmektedir. Ülkelere giriş ve çıkışlar için belirlenmiş olan sınır kapıları dışında, sınırın her hangi bir bölgesinden geçmek sıklıkla kullanılan bir yöntem olmakla birlikte hava, kara ve deniz kapılarından sahte seyahat belgeleri kullanılarak ülkeye girmeye ya da ülkeden çıkmaya çalışmak için kullanılan diğer yollardır. Bu yolların kullanımında başvurulan yöntemler ise çeşitlilik göstermektedir.  
       Coğrafi konumu itibariyle Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki ulaşım güzergâhları üzerinde bulunması, komşu ülkelerdeki savaş ve istikrarsızlık durumunun sürekliliği, fiziki yapısı gibi etkenler Türkiye’yi batılı ülkelerde yaşanan yasa dışı göç deneyimlerinden farklı bir noktaya koymaktadır.       
       Türkiye, doksanlı yıllardan itibaren, topraklarından Batı Avrupa’ya yönelen, özellikle Afganistan, Irak, Pakistan, İran ve Bangladeş kaynaklı yasa dışı göç hareketlerine maruz kalmış, Sovyet Bloku’nun dağılmasından sonra, Romanya, Rusya, Moldova, Ukrayna, Belarus gibi ülke vatandaşlarının yasa dışı göçlerine hedef haline gelmiş, diğer yandan vatandaşlarımızın Avrupa’ya yasa dışı geçişleri bakımından bir kaynak ülke haline gelmiştir.
       Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Türkiye, sahip olduğu doğal ve tarihi değerleri, topraklarında pek çok toplumun köklü geçmişinin bulunması, çevre ülkelere göre istikrarlı ekonomik gücü ve siyasi yapısıyla, yabancıların turistik, bilimsel araştırma, çalışma, öğrenim ve ticaret amaçlı ziyaretlerine konu olmaktadır. Bu özelliklerine ve coğrafi konumuna bağlı olarak uzun kara ve deniz sınırları yanında, çok sayıda sınır kapısına sahiptir.  
       Bulgaristan ile 269 km, Yunanistan ile 203 km, Suriye ile 911 km, Irak ile 384 km, İran ile 560 km, Nahcivan ile 18 km, Ermenistan ile 328 km, Gürcistan ile 276 km olmak üzere toplam 2.949 km uzunluğunda kara sınırı ve 8.333 km uzunluğunda deniz sınırı bulunmaktadır. 48 hava, 53 deniz, 22 kara ve 7 demiryolu olmak üzere toplam 130 hudut kapısından her yıl artan sayıda yabancı giriş-çıkış yapmaktadır.  
       Her ülke gibi Türkiye’nin de egemenliğinden kaynaklanan temel sorumluluklarının başında sınır güvenliği gelmektedir. 10.11.1988 tarih ve 3497 sayılı “Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun”[1] gereğince doğu ve güneydoğu sınırlarımızı koruma ve güvenliğini sağlama görev ve yetkisi Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına verilmiştir.   
       Kara sınırlarının korunması, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına bağlı sınır birliklerince, deniz sınırlarının korunması ise Sahil Güvenlik Komutanlığı birimlerince sağlanmaktadır. Hudut ve gümrük kapılarında ise İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı birimler görev yapmaktadır.
YASA DIŞI GÖÇ VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI KAVRAMLARININ TANIMLARI
       Genelde, ülkelerin ekonomik durumlarına, coğrafi konumlarına, yasal düzenlemelerine ve idari uygulamalarına göre farklı özellikleri bulunan yasa dışı göçe belirgin bir tanım getirmek güçtür. 2000 yılında imzalanan Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'ne ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol’ün göçmen kaçakçılığına getirdiği tanım, bu konuda tüm Dünyada kabul gören ortak bir anlayışı sağlamıştır.  
Buna göre; 
       Göçmen Kaçakçılığı; doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tâbiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye’de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye’ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamaktır.
       Yasa Dışı Göç; bir kişinin, yasal olarak bulunduğu ülkeyi terk ederek başka bir ülkeye yasa dışı yollardan girmesi, yasal yollardan girdikten sonra süresi içinde ülkeyi terk etmemek suretiyle, o ülkede, yasal izin sahibi olmaksızın uzun süreli olarak yaşaması ve/veya çalışmasıdır.
       Yasa dışı göçün, her zaman bir organize suç şebekesi yardımıyla gerçekleştiği söylenemez. İnsanlar kimi zaman kişisel neden ve yöntemlerle hareket edebilmektedirler. Bu bakımdan yasa dışı göç yalnızca sınırların ihlali anlamına gelmemekte, yasa dışılık konumlarına bağlı olarak farklılık göstermektedir. 
Bunlar şu şekilde sıralanabilir; 
a) Ülke sınırlarından yasa dışı giriş yapmak ve/veya yasa dışı çıkış yapmak. 
b) Sahte ya da tahrif edilmiş seyahat belgeleri ve diğer belgelerle sınır kapılarından giriş ve/veya çıkış yapmak. 
c) Yasal mevzuata uygun olarak giriş yapılmakla birlikte, vize süresi veya vize muafiyetinin tanıdığı kalış süresinin bitiminde ya da yetkili makamlarca verilmiş oturum izninin bitiminde çıkış yapmayarak, izinsiz ikamet etmek.
YASA DIŞI GÖÇÜN NEDENLERİ;
       Yasa dışı göç hareketinin açıklanmasında “çekici “ ve “itici” etkenlerden ve bunların etkileşiminden söz edilmektedir. Dünyadaki göç hareketlerini tetikleyen, göçmenlerin ülkelerinde içinde bulundukları sosyo-ekonomik, siyasal ve diğer sorunlar, buna ivme kazandıran ise hedef ülkelerde oluşan “çekim gücü”dür. 
İtici Faktörler:
a.Dünya nüfusunun hızlı artışı. 
b.Üçüncü dünya ülkelerinde işsizliğin kronik olarak devamı. 
c.Ulaşım ve iletişim olanaklarının kolaylaşması. 
d.Fakir ülkelerdeki insanların beklentilerinin yükselmesi. 
Çekici Faktörler:
a.İnsan hakları ihlallerinin yarattığı endişe nedeniyle, mülteci ve sığınmacılar için daha geniş yardım politikalarının üretilmesi ve uluslararası yardım kuruluşlarının daha etkin rol alması. 
b.Ucuz işgücüne olan talebin artması. 
c.Yasa dışı göç ve Göçmen kaçakçılığı ile mücadele yasalarının etkin olmaması.
YASA DIŞI GÖÇ VE GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI KONULARINDA TÜRKİYE’DE MEVCUT DURUM 
       Ülkemiz, yasa dışı göçe karşı gerek ulusal düzeyde etkin tedbirler alarak, gerekse bu alanda uluslararası düzeyde sorunların tespiti, bilgi alış-verişi, ortak mücadele ve işbirliği şeklindeki çalışmaların çoğuna aktif olarak katılarak bu konudaki kesin tavrını ortaya koymakta, ülkemiz üzerinden yasa dışı göçü önlemek ve ülkemizde yasa dışı bulunan yabancıları ülkeden çıkarmak için etkin ve kararlı biçimde mücadele etmektedir. 
       Kaynak ülkelerden hedef ülkelere yönelen çok sayıda yasa dışı göç güzergahları kullanılmaktadır. doğu-batı ekseninde gerçekleşen yasa dışı göç hareketlerinde ülkemiz bu yollar içinde sadece birkaç güzergahın konusu olmakta, bunun yanı sıra çok çeşitli ülkelerden Avrupa ülkelerine doğru seyreden geçiş yolları da bulunmakta, ülkemiz dışında, Kafkasya, Afrika, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Güneydoğu Akdeniz, Balkan Ülkeleri, Bosna-Hersek gibi farklı birçok güzergahı kullanmaktadır.   
       Özellikle, 2000 ve 2001 yılında Ülkemiz güvenlik güçlerinin kararlı tutumunun sonucunda, göçmen kaçakçılarının geçiş yolları güney rotasına (Irak-Suriye-Lübnan); ayrıca kuzey rotasına (İran-Kafkaslar-Ukrayna) doğru kaymıştır. 
       Bunun yanı sıra yasa dışı göçmen taşıyan gemilerin de güzergâhlarında değişiklik olmuş, son dönemde yoğunlukla Afrika ülkelerinden İtalya ve Fransa’ya; ayrıca Sri Lanka, Hindistan tarafından gelen gemiler de, Süveyş Kanalını takip ederek, GKRY, Yunanistan ve İtalya yolunu tercih etmeye başlamışlardır.
1) Yasal Düzenlemeler
a) Göçmen kaçakçılığı ile mücadele çalışmaları, Türkiye’de yasal çerçevenin uluslararası standartlara ve normlara uyarlanması şeklinde gelişmekte ve öncelikler arasında yer almaktadır. 2000 yılının Aralık ayında Palermo’da imzalanan Sınıraşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’nin ve ek protokollerin TBMM tarafından 30 Ocak 2003 tarihinde onaylanmasından önce, 9 Ağustos 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla göçmen kaçakçılığı suçunun TCK’na eklenmesi bunun bir göstergesidir.
b)  Uzun yıllar, suç olarak tanımlayan özel bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle çeşitli kanunlarda öngörülen yaptırımlar para cezası ya da paraya çevrilebilen hapis cezaları ile sınırlı kaldığından caydırıcılık gücü bulunmamaktaydı. 
       03.08.2002 tarih ve 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun[1] 2. Maddesiyle, Ceza Kanunu’na 201. maddeden sonra gelmek üzere eklenen 201/a maddesi ile göçmen kaçakçılığının cezalandırılmasına ilişkin yasal düzenleme getirilmiştir. 
       1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanununun[2] 79. maddesi ile bu suçu işleyenler için öngörülen cezalar ağırlaştırılarak göçmen kaçakçılığı suçu yeniden düzenlenmiştir. 
       Buna göre; doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek amacıyla, yasal olmayan yollardan, bir yabancıyı ülkeye sokan ya da yabancının ülkede kalmasına, Türk vatandaşı ya da yabancının yurt dışına çıkmasına olanak sağlayan kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. 
c)  Ülkede kalmak için gerekli koşulları taşımayan yabancıların kullandıkları bir yöntem de anlaşmalı evlilik yaparak aile bütünlüğünün korunmasına yönelik güvenceler kapsamında ikamet izni alınmasıdır. 403 sayılı Türk Vatandaşlık Kanununa göre, Türk vatandaşı erkekle evlenen yabancı kadın, Türk vatandaşlığına geçmek istediğini, evlenme akdinin yapıldığı sırada, yetkili makama bunu yazılı olarak belirtmesi durumunda Türk vatandaşlığına alınmaktaydı. 
       3  Haziran 2003 tarih ve 25127 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenleme ile; kadın ya da erkek Türk vatandaşları ile evlenen yabancılar, evliliğin tescil tarihinden 3 yıl sonra vatandaşlığa alınma başvurusunda bulunabilecektir. Bu süre içerisinde de evliliğin aile birliği içinde sürüp sürmediğinin tespiti yapılacaktır. 
d) Yasa dışı göçün sosyal ve ekonomik ayandaki olumsuz yansımalarının başında kaçak çalışma gelmektedir. 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun[3] ve bu kanunun uygulama yönetmeliği 6 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yabancıların kaçak çalışmalarının ve düşük ücretle istihdamının önüne geçilmesi, çalışma amaçlı göçün yasal olarak kontrol ve düzenlenmesi olanağına ulaşılması hedeflenmiştir. 
e) Kara Ulaştırma Yönetmeliği[4] uyarınca, Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, kaçak insan taşımacılığı ve ticareti suçları ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle yargı organları tarafından verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunması halinde, yetki belgesi sahiplerinin yetki belgeleri iptal edilir. Yetki belgeleri iptal edilenlere üç yıl geçmedikçe yetki belgesi verilmez. Ayrıca, taşıma kooperatiflerinde, yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile kooperatif temsil ve imzaya yetkili yöneticilerin, söz konusu suçlardan hürriyeti bağlayıcı ceza ile hükümlü bulunmaması şartı aranması hüküm altına alınmıştır. 
f) 5237 sayılı kanunun 79. maddesi Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan, Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan, 
        Kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
       (Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/6 md.) Suçun, mağdurların; hayatı bakımından bir tehlike oluşturması, onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi, hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır. (1)
       Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (1) 
       Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (1) 
2) Yürütülen Çalışmalar ve Elde Edilen Sonuçlar:
        Yasal düzenlemelerin yanı sıra kolluk kuvvetlerimiz bu düzenlemelerin uygulanmasında etkin tedbirlerle yasa dışı göçle mücadele çalışmalarında en önemli rolü oynamaktadır. 
       Bu kapsamda deniz yolu ile gerçekleştirilen yasa dışı göç girişimlerinin engellenmesi maksadıyla, çeşitli yollardan Sahil Güvenlik Komutanlığına ulaşan istihbari bilgiler risk analizi çerçevesinde değerlendirilerek “yasa dışı göçe karışması muhtemel gemiler listesi” oluşturulmuştur. Söz konusu gemilerin karasularımıza girmesi halinde, Sahil Güvenlik Komutanlığı yüzer unsurlarınca takibi yapılmaktadır. Ancak bu listenin güncel olarak idame ettirilebilmesi için doğru ve zamanında bilgi akışı önem arz etmektedir. 
       Bu kapsamda, Yunanistan Hükümeti ile yasa dışı göçe karışması muhtemel gemiler hakkında istihbarat ve bilgi paylaşımı yapılmasına gerek olduğu değerlendirilmektedir. 
       Mücadele çalışmalarının odağında güvenlik güçlerince yapılan kontroller ve operasyonlar bulunmaktadır. Bu çalışmaların hedefinde yasa dışı göçmenler ve göçmen kaçakçıları bulunmaktadır.  
a) 1995 yılında 11.362, 1996 yılında 18.804, 1997 yılında 28.439, 1998 yılında 29.426, 1999 yılında 47.529, 2000 yılında 94.514, 2001 yılında 92.365, 2002 yılında 82.825, 2003 yılında 56.219 ve 2004 yılında 61.228, 2005 yılında 57.428, 2006 yılında 51.983, 2007 yılında 64.290, 2008 yılında 65.737, 2009 yılında 34.345, 2010 yılında 32.667 olmak üzere toplam 829.161 yasa dışı göçmen yakalanmıştır. 
b) Göçmen kaçakçılığı örgütlerine ilişkin operasyonlar sonucunda, sayıları yüz binlerle ifade edilen yasa dışı göçmenlerin bu geçişlerini organize ederek kolay yolla büyük miktarlarda para kazanan çok sayıda göçmen kaçakçısı yakalanmıştır. 1998 yılında 98, 1999 yılında 187, 2000 yılında 850, 2001 yılında 1.155, 2002 yılında 1.157, 2003 yılında 937, 2004 yılında 956, 2005 yılında 834, 2006 yılında 951, 2007 yılında 1.242 ve 2008 yılında 1.305, 2009 yılında 1.027, 2010 yılında 750 olmak üzere 11.449 göçmen kaçakçısı kolluk kuvvetlerince yakalanarak adalete teslim edilmiştir. 
c) Yasa dışı göçle mücadelenin ilk adımı hudut kapılarında alınan önlemlerdir. Pasaport Kanunu hükümlerine göre yasa dışı göçe karışacağından şüphe duyulan ya da sahte belgelerle giriş yapmak isteyen yabancılar, ülkeye girişine izin verilmeyerek, geri çevrilmektedir. 1999 yılında 6.069, 2000 yılında 24.504, 2001 yılında 15.208, 2002 yılında 11.084, 2003 yılında 9.362, 2004 yılında 11.093, 2005 yılında 8.818, 2006 yılında 8.107, 2007 yılında 14.265,  2008 yılında 11.046, 2009 yılında 12.804, 2010 yılında 15.227 olmak üzere toplam 147.587 yabancının ülkeye girişine izin verilmemiştir.
d) Türkiye’den Batı Avrupa ülkelerine yönelen yasa dışı göç hareketlerinin bir kısmı deniz yolu ile gerçekleşmektedir. Yasa dışı yollardan çıkış hazırlığında iken yakalanan yasa dışı göçmen taşıyan gemilerin sayıları ve yine yasa dışı yollardan çıkış yapıp Avrupa ülkelerine giden gemilerin sayılarına ilişkin karşılaştırma neticesi Türkiye’nin bu deniz yoluyla yasa dışı göçü durdurmadaki başarısı olarak kabul edilmektedir. 
       Örneğin Türkiye’den hareket eden ve Avrupa Ülkelerine (İtalya ve Fransa) ulaşan gemi ya da teknelerin sayısı 2001 yılında 17, 2002 yılında 2 tespit edilmiştir. 2003 yılında ise sadece bir geminin Türkiye’den hareket ettiği bilgisine ulaşılabilmiştir. 2004, 2005 ve 2006 yıllarında Türkiye’den yasa dışı yollarla çıkış yaparak Avrupa’ya ulaşan bir gemi ya da tekne bulunmamaktadır. 2007 yılında ülkemizden hareket ederek İtalya kıyılarına ulaşabilmiş yalnızca 1 gemi kayıtlarımıza alınmışken, 2009 yılında 1, 2010 yılında 4 gemi yurt dışında yakalanmıştır.   
       Bununla birlikte, ülkemizden yasa dışı göçmenlerle birlikte çıkış yapmaya çalışırken 2001 yılında 19, 2002 yılında 70, 2003 yılında 18, 2004 yılında 12, 2005 yılında 28, 2006 yılında 27, 2007 yılında 51, 2008 yılında 379, 2009 yılında 155, 2010 yılında 39 tekne güvenlik güçlerimizce yakalanmıştır. 
e) Yasa dışı göçmenlerin barındırılması ve sınır dışı işlemleri için 1999-2009 yılları arasında toplam 27.856.391,00 Türk Lirası harcanmıştır.  
3) Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşmaları:
       Uluslararası anlaşmalar, iltica hukuku ve temel insan hakları hukuku saklı kalmak kaydıyla,  bir devlet, ülkesinde bulunan ve durumları yasal olmayan yabancıları ülkesinden çıkarma hakkına sahiptir. Ne var ki, uygulamada, yasa dışı göçmenlerin geri gönderilmesinde ciddi zorluklarla karşılaşılmaktadır. Özellikle ülkemiz açısından konuya bakıldığında, sınırdaş olmayan, fakir ülkelerin vatandaşlarının geri gönderilmesinde mali ve idari sıkıntılarla karşılaşılmaktadır. 
       Yasa dışı yollardan başka ülkelere geçmiş kişilerin, vatandaşı oldukları ülkelere veya geldikleri ülkelere iadelerini düzenleyen geri kabul anlaşmaları bu amaçla kullanılan yasal araçların başında gelmektedir. Yasa dışı göçmenlerin sınırdışı edilmelerinde yaşanan çaresizliklerin ortadan kaldırılması ve caydırıcılık gücünün bulunması bakımından ülkeler arasında önemli bir işbirliği aracı olarak kabul edilmektedir.  
        Türk mevzuatı, Türk vatandaşları açısından geri kabul anlaşmaları yapmaya gerekli kılmayacak ölçüde esnek bulunmaktadır. Anayasanın 23 üncü maddesi son fıkrasında;
       “Vatandaş sınır dışı edilemez, yurda girmekten men edilemez” hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemeyle Türk vatandaşlarının ülkeye kabul edilmeleri Anayasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür. 5682 sayılı Pasaport Kanununun 3. maddesi de Pasaport veya belgesiz hudut kapılarına gelen Türk vatandaşlarının ülkeye giriş koşullarını düzenlemiştir. 
       Türkiye'de yasal ikamet izni bulunan yabancılar, ikamet izinleri içinde Türkiye dışına çıktıklarında, gittikleri ülkede yasa dışı konumda olmaları nedeniyle geri gönderilmeleri halinde ülkeye girebilmelerine ilişkin bir sınırlama bulunmamaktadır. 
       Ancak asıl sorun vatandaş olmayanların geri kabulü noktasında yaşanmaktadır. Öncelikle, vatandaşları Türkiye’yi hedef ya da transit ülke olarak seçmiş ülkelerle geri kabul anlaşmaları yapılması gerekli ve yararlı bir konu olarak değerlendirilmektedir. 
       AB üyelik sürecinde, Türkiye’ye yasa dışı göçmen gönderen, doğu sınırındaki komşu ülkelerle, daha sonra bunların ötesindeki ülkelerle ve Batı sınırındaki ülkelerle geri kabul anlaşmaları akdedilmesi orta vadede hedeflenmektedir. Böylece, Türkiye üzerinden yasa dışı yollarla Avrupa ülkelerine gitmiş olan yasa dışı göçmenlerin kabul edilmesi durumunda, ülkelerine ya da Türkiye’ye geldikleri ülkelere iadesinin gerçekleşmesi sağlanabilecektir.  
       Bu çerçevede; 2001 yılında İran, Bulgaristan,  Bangladeş, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Srilanka’ya 2002 yılında Ürdün, Tunus, Özbekistan, Moğolistan,  Mısır, İsrail, Gürcistan, Etiyopya, Belarus, Sudan, Cezayir, Libya, Fas, Lübnan, ve Kazakistan’a 2003 yılında Azerbaycan’a, 2008 yılında Afganistan’a, 2009 yılında Irak’a Geri Kabul anlaşmaları teklif edilmiştir.
       AB (Avrupa Birliği) ile 27 Mayıs 2005 tarihinde Brüksel’de başlayan geri kabul anlaşması müzakereleri devam etmektedir.
İkili Müzakereler neticesinde;
1- Suriye ile yapılan görüşmeler sonucunda 10 Eylül 2001 tarihinde Geri Kabul Anlaşması imzalanmış, 17 Haziran 2003 tarih ve 4901 sayılı kanunla TBMM onaylanmış, 24 Haziran 2003 tarihinde 25148 sayı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 
2- Yunanistan ile 8 Kasım 2001 tarihinde Geri Kabul Protokolü imzalanmış, 12 Mart 2002 tarih ve 3914 sayılı kanunla TBMM onaylanmış, 24 Nisan 2002 tarihinde 25148 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 
3- Kırgızistan ile sadece iki ülke vatandaşlarına dair Geri Kabul Anlaşması 06 Mayıs 2003 tarihinde imzalanmış, 12 Şubat 2004 tarih ve 5097 sayılı kanunla TBMM onaylanmış, 18 Ekim 2009 tarihinde 15471 sayılı Resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 
4- Romanya ile Yasa dışı Göçmenlerin Geri Kabulüne dair anlaşma 19 Ocak 2004 tarihinde imzalanmış, 02 Nisan 2004 tarih ve 5249 sayılı kanunla TBMM onaylanarak 24 Kasım 2009 tarih ve 15564 sayılı resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  
5- Ukrayna ile 07.06.2005 tarihinde geri kabul anlaşması imzalanmış, 24 Haziran 2008 tarih ve 5778 sayılı kanunla TBMM onaylanarak 04 Temmuz 2008 tarih ve 26926 sayılı resmi gazete yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 
6- Pakistan ile 07 Aralık 2010 tarihinde geri kabul anlaşması imzalanmış, onay aşamasındadır. 
7- Rusya ile 18 Ocak 2011 tarihinde geri kabul anlaşması imzalanmış, onay aşamasındadır. 
8- Nijerya ile 02 Şubat 2011 tarihinde geri kabul anlaşması imzalanmış, onay aşamasındadır.
-------------------------------------------------------------------------------- 
[1][1] Resmi Gazete: 09.08.2002/24841 
[1][2] Resmi Gazete: 12.10.2004/25611 
[1][3] Resmi Gazete: 6.3.2003/25040 
[1][4] Resmi Gazete: 25.02.2004/25384
  • PAMER
  • Polis Radyosu
  • KGYS
  • Kurumsal E-Posta
  • Polsan
  • Polis Eşleri Kaynaşma-Yardımlaşma Derneği
  • UPEM
  • TUBİM
  • Suç Önleme Sempozyumu
  • UTSAS Sempozyumu
  • Çocuklar Uluslararası Sempozyumu
  • İçişleri Bakanlığı
  • BİMER